P.E.
P.E.
20 Aralık 2010

O Muhendis ve Tasarima Katilan Beyin

O  MUHENDIS

Sadece dogalgazla ilgilendigimiz bir donemdi. Ortagimla birlikte bulundugumuz ilde , o proje senin bu proje benim, haril haril calisiyorduk. Projelerin uzerinde teknik olarak cok fazla kafa yormuyorduk, belki de gerekmiyordu. En buyuk sorun zamandi, resmen zamanla yarisiyorduk. Butun zamanimizi is almaya calisarak, kesif yaparak teklif vererek, tesisatcilari organize ederek, malzeme tedarik ederek, gaz dagitim sirketinde proje islemlerini hallederek vs geciriyorduk. O donemlerde dogalgaz cok yaygin olmadigindan nerede ilginc proje varsa gelip bizi buluyordu. Bunlardan bir tanesi de kuru temizleme dukkanina dogalgaz baglatma isiydi. Motorinle calisan bir kazanin dogalgaza donusumu yapilacakti. Kullanimindan dolayi farkli bir isti fakat sonucta dogalgaz isiydi, ve dogalgazin ne icin kullanildigi bizim icin fazla onemli degildi. Tipki diger isler gibi, cok yuksek tempoda ve zamanla yarisarak isi yaptik bitirdik. Ve ayni tempoda dogalgaz islerine kaldigimiz yerden devam ettik. Aradan iki yil gecti. Gaz dagitim sirketinden telefon geldi. Simdiki ic tesisat mudurlugune tekabul eden donemin mudurunun bizimle acil gorusmek istedigi soylendi. Hemen gaz dagitim sirketine gittik. Yolda, bizi neden cagirdigiyla ilgili olarak bir kac fikir yuruttuysek de baslarda cok fazla onemsememistik. Mudurun yanina gittik, surati asikti.

 "Oturun arkadaslar."  dedi. Oturduk.

 "Sizi niye cagirdim biliyormusunuz?"  dedi.

 "Bilmiyoruz"  dedik.

 "Hmm demek ki haberiniz yokmus"  dedi. Iyice meraklanmistik.

 "Iki sene once, su adresteki isi siz yapmistiniz degil mi?"  dedi. Bir an sorgulandigimizi hissettik. O sirada ortagim biraz ortami yumusatmak icin olsa gerek:

 "Bizim bu ilde dogalgaz goturmedigimiz ev var mi ki Mudur Bey?"  dedi, gulerek.

 "Ev degil, kuru temizleme dukkani!"  dedi, sinirli bir sekilde. O anda o binayi hatirladim.

 "Evet, biz yapmistik"  dedim.  "Bir sorun mu vardi?"  dedim. Genelde karsilastigimiz tipik sorunlardan biridir diye dusunmeye basladim. Soyle ki, o ana kadar gaz dagitim sirketiyle yasadigimiz en buyuk sorun, ya bir musteri gazi acilmadigi icin sikayet etmesi ya da baska bir musterinin gaz dagitim sirketinde tanidigi oldugu icin bizden torpil istemeleriydi. Bu dukkanin gazi acilmis oldugundan herhalde teknik tadilat yaptiracaklar da bizden cabuklastirmamizi isteyecekler diye dusundum. Aslinda bunlar hic olmaz da, ben nedense oyle dusunmustum. Tam o sirada Mudur Bey patladi:

 "Kuru temizleme dukkaninda patlama olmus. Bir kisi olmus, iki kisi de yaraliymis!"  dedi.

Belki de ilk defa  basindan asagi kaynar sular bosalmak  deyiminin ne anlama geldigini bizzat anladim. Aklima turlu turlu dusunceler geldi. Once hayatini kaybeden kisi ve yaralilar aklima geldi. Bir insanin hayati, bizim yuzumuzden son bulmustu. Geride kalanlar sevdikleri bir insani bizim yuzumuzden kaybetmisti. Yaralilar bizim yuzumuzden bu durumdaydi. Belki kasitli bir sey yapmamistik fakat biz o dukkana dogalgaz isini yapmasak bunlar olmayacakti. Daha sonra kendi basima gelecekleri dusundum. Meslek hayatim bitmisti. Buyuk bir ihtimalle hapse girecektim. Diger magdurlarin cektiklerinin yaninda hafif kalsa da benim hayatim da kararmisti. Ne yaptim ben diye dusundum. Nereden de bu isi almisiz. Keske yuksek teklif verseydik de isi alamasaydik. Hatta keske en basindan hic dogalgaz isine girmeseydik!

Mudur Bey sessizligi bozdu:

 "Projeyi hanginiz yapmisti?"

Ha ortagim ha ben, zaten pek bir sey farketmeyecekti. Ama hatirladigim kadariyla ben yapmistim. Benim imzam vardi bu lanetli projenin uzerinde. Bitik bir sesle cevap verdim:

 "Ben yapmistim Mudur Bey. Fakat gaz dagitim sirketinin standartlarina uygun bir projeydi ve tesisat da sartnamelere uygun sekilde yapildi. Tesisat..."  

O donemde bu kadar yuksek tempoda ve hizli bir sekilde isleri halletmemize ragmen, emniyet konusunda taviz vermiyorduk. Insan sagligini riske atabilecek konularda cok temkinli davraniyorduk. Bunun da verdigi guvenle, sanki hakim karsisinda yapacagim savunmaya hazirlik yaparcasina cevaplamaya basladim Mudur Bey in sorusunu. Mudur Bey cumlemi tamamlamama firsat vermedi:

 "Dogru soyluyorsun. Zaten bu yuzden dogalgazla ilgili hic bir kusur yok. Patlama buhar kazanindan kaynaklanmis. Emniyet ventili yanlis secilmis galiba. Buhar tesisati projesine bakilacakmis. O muhendisin basi yandi!"  dedi.

O sirada karisik duygular icine girdim. Hem rahatladim, hem de hemen aklima  "O" muhendis geldi. Biraz once benim basima gelecegini dusundugum hersey,  "O" nun basina gelecekti.

 

Ayni yillar. Bize taseronluk yapan bir firma sahibi, dogalgaz isine kendi basina girmeye karar vermisti. Gaz dagitim sirketine basvuru yapti. Yetki belgesini aldi. Yeni mezun bir makina muhendisini ise aldi ve bizden genc muhendis arkadasa isi ogretmemizi rica etti. Biz de tabii ki kabul ettik. Elimizden geldigince kendisine temel bilgileri ogretmeye calistik. Proje nasil hazirlanir, roleve nasil alinir, izometrik cizim nasil yapilir, basinc kaybi hesabi nasil yapilir, hepsini ogretmeye calistik. Biraz inatci bir arkadasti ve ilginc bir sekilde bu konuyla ilgili hic bir bilgisi veya tecrubesi olmamasina ragmen bizimle surekli tartismaya giriyordu. Biz de sabirla kendisine konuyu ogretmeye devam ediyorduk. Konu en son basinc kaybi hesaplamaya geldi. Kendisine kisaca genel mantigi anlattik, 21 mbar basinca sahip olan dogalgazin borular icinde basincini kaybettigini, borulara hat numarasi verildigini, her hattaki basinc kayiplarinin hesaplandigini, kritik devrenin ne demek oldugunu, kritik devredeki basinc kaybini belirli bir seviyede tutulmasi gerektigini, eger basinc kaybi gerekenden buyukse boru capinin buyutulmesi gerektigini anlatirken arkadas hemen araya girdi:

 "Olur mu oyle sey. Boru capi artarsa basinc da artar. Basinc artarsa basinc kaybi da artar. Bundan dolayi basinc kaybini azaltmak icin boru capini da azaltmamiz gerekir"  (!!!)

Arkadasi ilginc mantigindan dolayi tebrik etmek gerekse de biz kendisine konuyu ogretmeye devam ettik. Arkadas, universitede aldigi temel bilgileri tam olarak oturtamamis, pratikte sorunlar yasayan, buna ragmen de ben bilirim diye iddia edip maalesef komik duruma dusen  "o"  muhendis olmustu bizim gozumuzde.

 

Daha sonraki yillar. Uluslarasi projeler yapan bir firmada calisiyorum. Calistigim sirket is yogunlugundan dolayi, yurt disindaki projelerden birinin tasarimini bir taseron firmaya veriyor. Taseron firma da bizim projeye bakmasi icin, makina muhendisligini bitirmis, ustune makina muhendisligi yuksek lisans yapmis, o da yetmemis doktoraya devam eden bir muhendis arkadasi gorevlendiriyor. Proje dahilinde birbirinden farkli ozelliklerde bir cok bina var. Musterimiz (yurt disindan bir firma) bizden toplam isi ihtiyacinin tahmini degerini belirlememizi istedi. Ben de bu istegi taseron firmaya ve gorevli muhendis arkadasa ilettim. Elimizdeki bilgiler binalarin yaklasik alanlari. Yaklasik bina yapi elemanlari hakkinda da bilgimiz var. Kisacasi, projenin bulundugu sehrin dis hava sicakligi bilgilerini kullanarak, birim alan basina yaklasik isi kaybi degerini bulup, bina alaniyla carparak ve cok belirgin taze hava ihtiyaci olan binalar icin de bu taze havayi isitmak icin gerekli olan isi yukunu ekleyip bir emniyet katsayisi ile carpip, musterimizin bizden istedigi tahmini yuku bulacaktik. Ama bizim muhendis arkadasimiz, sanirim cok fazla teorik bilgiye gomulmus oldugu icin, cok daha farkli bir hesaplama metodu kullandi ve binalarda bulunan bazi mahaller icin verilmis olan taze hava degisim katsayisini baz alarak ve onunde hazir buldugu fakat neden ve nasil hazirlanmis oldugunu bilmedigi tablolari kullanarak toplam isi kaybini bulma yolunu secti. Kendisine hava degisim sayisinin sadece binalardaki bazi mahaller icin taze hava/egsozt havasi icin kullanilmasi gerektigini, bu katsayinin butun binaya uygulanamayacagini anlatmaya calissam da kendisi beni anlattiklarini anlamamakla sucladi ve hesabin dogru oldugunu iddia etti. Bizim sirkette calisan yetkili bir kisiye bu durumu ilettim. Bu kisi de itiraz etmeme ragmen taseron firmanin yaptigi hesabi musteriye gondermeye karar verdi. (Daha sonra bu yetkilinin taseron firmaya isi veren kisi oldugu ortaya cikti). Bu taseron firma ile (neyse ki) yollar ayrildi ve konusunda cok basarili baska bir firmanin yeni taseron firma olmasiyla proje tamamlandi. Projenin ilerleyen safhalarinda, musterimiz bu kez bizden tahmini degil daha kesin sekilde toplam isi ihtiyacini istedi. Yeni firma bu hesabi duzgun bir sekilde tamamlayip bize gonderdiginde oldukca ilginc bir sonuc cikti. Toplam isi ihtiyaci, ilk hesaplanan degerin yaklasik 7 de 1 iydi! Bu hesabi musterimize gonderdik, musterimiz de haliyle oldukca sasirdi ve bize sordu:

 "Turkiye de isi kaybini hesaplamak icin bizim bilmedigimiz degisik metodlar mi var? Toplam isi ihtiyaci nasil 1/7 cikti?" 

 "O"  muhendis sayesinde resmen alay konusu olmustuk. Adamlara duzgun bir aciklama yapmak icin oldukca zorlanmistim ve  "o"  muhendisin yaptigi hatayi savunmak zorunda birakilmistim. Neyse ki projenin sonunu iyi getirmistik.

 

TASARIMA KATILAN BEYIN

 

Yurt disinda, yabanci bir arkadasimin evine yemege davetliydim. Ozel bir gundu ve arkadasimin esi butun gun ugrasip ozene, bezene turlu turlu yemekler hazirlamisti. Arkadasim istahla yemekleri yemege basladi. Yemekler gercekten cok lezzetliydi ve arkadasimin esinin hazirladigi yemekleri begendigi her halinden belliydi. Esine donerek :

 "Harika olmus. Icine kalbini katmissin, bu cok acik belli oluyor."  dedi.

 Ne demek istedigini anlamamistim, iyi bir sey oldugu belliydi gerci ama. Bu soz, o kadar ugrasip bu guzel yemekleri yapan esinin cok hosuna gitti. Arkadasima bu tabirin tam olarak ne demek oldugunu sordugumda acikladi. Esi yemek yaparken cok ozenmisti, gelisi guzel yapmamisti, isteyerek, hevesle ve cok dikkatli bir sekilde yapmisti, yemeklerin guzel olmasini istemisti. Arkadasim bu sebeple bu sozu soylemisti. Bu soz yani  cine kalbini katmak  batida cok kullanilan ve genelde bu tarz ozenerek yapilan guzel yemeklere ovgude bulunmak icin kullaniliyordu. Benim de cok hosuma gitmisti.

 

Yurt disinda  value engineering  diye bir kavram vardir. Ulkemizde bildigim kadariyla uygulanmiyor. Ne anlama geldigini biraz aciklayalim. Isveren, yani musteri, proje isini bir muhendislik firmasina verir. Butun proje islerini (mekanik, elektrik, tesisat, statik, mimari) bir mimarlik firmasina verip mimarlik firmasi da daha sonra bunu muhendislik firmalarina dagitabilicegi gibi tek tek her disipline ait projeleri kendi istedigi firmalara da verebilir. Mekanik tesisati ele alacak olursak, firma dizayni cesitli safhalardan gecerek bitirir, daha sonra musteri, her projede olmasa da genelde hep, baska bir firmaya  value engineering  yapmasi icin verir. Burada amac teknik tasarimi inceleyerek maliyet analizi yapmaktir. Bu firma tasarimi her yonuyle inceler ve eger tasarimi yapan mekanik tesisat firmasi, ayni fonksiyonu yerine getirecek daha pahali bir sistem veya ekipman  belirlemisse value engineering firmasi bunlari alternatif cozumleri de dahil ederek bir rapor halinde musteriye bildirir. Musteri de mekanik tesisat tasarim firmasindan bu degisiklikleri yapmasini talep eder. Herhangi bir dayatma olmasa da mekanik tesisat firmasi bu degisiklikleri genelde yapar. Fizibilite calismasi diyebiliriz. Yurt disinda calistigim sirkette genelde bu durumla karsi karsiya kalmaktaydim. Birbirinden farkli projeleri bitirdikten sonra  value engineering  firmasindan fizibilite calismasini beklerdik. Her nasilsa da yaptigimiz projelerin buyuk bir kisminin fizibilite calismasini hep ayni firma ve bu firmada calisan muhendis yapiyordu. Projeler birbirinden cok farkli olsa da, mutlaka  value engineering  yapan bu firmanin begenmedigi ve baska alternatifler sundugu bir seyler oluyordu. Bu arkadasa yaptigimiz dizayni bir turlu begendiremiyorduk. Acikcasi bu durum da benim hic hosuma gitmiyordu. Isin ilginc yonu ise bu arkadasin yaptigi yorumlar veya buldugu alternatifler hep dogru oluyordu, yani haksiz degildi. Bunun icin de fazla kizamiyordum ama yine de oldukca bilenmistim. Bir gun bir haber geldi ve bir projeye  value engineering , fizibilite calismasi, yapmamiz istendi. Bu is de bana verildi. Projeyle ilgili cizimleri, raporlari, sartnameleri aldim, proje bilgilerine baktim. Gozlerime inanamadim. Projeyi, bize fizibilite calismalariyla hep kok sokturen firma ve o firmadaki o muhendis arkadas yapmisti! Hem sasirmis, hem de cok sevinmistim.  Hah, iste simdi odesme zamani!  diye dusunmeye basladim.  O zamana kadar yaptiklarini bu projede kendisine odetme zamaniydi. Artik o da masanin obur tarafinda nasil hissedildigini ogrenecekti. Ona guzel bir ders vermeliydim. Genelde yazdigi raporlar 3-5 sayfadan asagi olmuyordu, ben de soyle en az 10-15 sayfalik bir rapor hazirlamaliydim. Bu ise yeterli zamani ayirabilmek icin ve kesintisiz calisabilmek icin bazi ayarlamalar yaptim. Cok kolay olmadi ama sadece bu ise konsantre olabilecek zamani ve ortami olusturdum. Telefonu da mesgule ayarladim. Hemen ise koyuldum. Projeyle ilgili bilgileri okudum, hesaplari inceledim, sartnamaleri kontrol ettim. Bazi imla hatalari vardi, hesaplarda ufak tefek sorunlar vardi ama hic biri ciddi seyler degildi. Sartamelerde de bazi gereksiz ve fazla bilgiler vardi. Genelde sartnamalerin duzenlenme isini sekreterler yaptigindan muhtemelen kopyala/yapistir durumundan kaynaklanan, projede kullanilmayacak olan bir kac malzemenin tarifi vardi. Cok onemli bir sey degildi aslinda. O ana kadar buldugum hatalarin hic bir aslinda fizibiliteyle direk etkili degildi. Fakat asil onemli olan cizimlerin incelenmesiydi. Muhendislik tasarimi asil proje cizimlerinde sunuldugundan, diger dokumanlar sadece tamamlayici bilgiydi. Bunu cok iyi bildigimden en guzel bolumu en sona birakmistim, cizimlere. Hazirlayacagim raporun ilk musfettesini tutmak icin bir defter kullaniyordum. Rapor, hesaplar, sartnamelerle ilgili buldugum ufak tefek hatalari hemen deftere isledim. Sonra cizimleri incelemeye basladim. Dogal olarak en cok zamani da cizimleri ve ozellikle de sistem semalarini incelemeye ayirdim. Gozumden bir sey kacmasin diye yan odadaki, yasi 65 in uzerindeki tecrubeli elektrik muhendisinin buyutecini kullanmaya basladim. Zaten hep aklimda onu kullanmak vardi. Butun sistemi inceledim. Sonra bir daha inceledim. Kat planlarini, kesitleri, detaylari tekrar tekrar inceledim. Fakat, ne yazik ki hic bir sey bulamadim. Evet hic bir sey. Masanin uzerinde duran deftere baktim, cizimlerle ilgili notlarima ayirdigim bolumde hic bir sey yazili degildi. Inanamadim. Tekrar projeyi bastan asagi tekrar inceledim. Her sey o kadar guzel dusunulmustu ki, yapilacak bir sey yoktu.  Proje aslinda son derece karisik olmasina ragmen, cok sade bir sekilde butun sistemler birbiriyle entegre edilmisti. Taze hava santralleri kisin sicak hava uflerken, serpantinin icinde isisini kaybetmis olan akiskan, ayni binanin baska bolgelerinde bulunan sogutma ihtiyacini gidermek icin kullaniliyor. Burada isinip tekrar geri donuyor. Egzost havasindaki faydali isi tekrar kullaniliyor. Bilgisayar odasini soguturken, elde edilen isi baska bir mekani isitmak icin kullaniliyor. Banyolardaki atik suyun isisi tekrar kullaniliyor. Aydinlatmanin buyuk bir bolumu dogal aydinlatma, yani gunes isigi ile hallediliyor. Elektrik jeneratorlerinin egzostlari ve radyator sogutmalari binanin isitma sistemine baglanmis . Bu niye boyle diye dusundugunde bir bakiyorsun onun oraya cok mantlikli bir koyulus sebebi var. Her sey cok duzenli ve cok iyi dusunulmus, basmakalip veya ezbere degil. Iste bu sistemleri incelerken, o anda aklima arkadasimin evinde yemekteyken ogrendigim soz geldi. Evet, bu muhendis tasarimi o kadar ozenerek bezenerek, dikkatli, her seyi dusunerek ve ozenle yapmisti ki, resmen tasarimina beynini katmisti!

 

Projenin ne projesi oldugu, kucuklugu, buyuklugu onemli degil. Onemli olan o projeyi layikiyla yapmak. Herseyi bilmek zorunda da degiliz. Temel bilgiler haric, mekanik tesisatta kullanilan bilgilerin buyuk bir bolumu universitelerde ogretilmiyor. Herkes bir sekilde yasayarak ogreniyor. Onemli olan ogrenmeye calismak. Yeri gelir, bir meslektasinizdan ogreniriz, yeri gelir bir kurstan, yeri gelir kitaplardan. Tesisatcilardan, ustalardan da cok sey ogrenebiliriz. Kendi yaptigimiz hatalardan da. Fakat ogrendigimiz bu bilgileri projemizde kullanmadiktan sonra ne faydasi var?  "Ben bunu niye dusunemedim?"  veya  "Vay be, nasil da dusunmus adamlar"  demek yerine, biz dusunelim, bunu biz yapalim. Ogrenmeye calisalim, arastiralim, kendimizi gelistirelim ve ne olursa olsun yaptigimiz projenin hakkini verelim. Ekonomik cozumleri tercih etmeye calisalim. Yaptigimiz projelerin ulke ekonomisine etkisi oldugunu unutmayalim. Gerek ilk yatirim maliyeti, gerekse isletme maliyetini mutlaka hesaba katalim. Musteri memnuniyetini optimum sekilde yerine getirmeye calisalim. Tasarimini yaptigimiz, imzaladigimiz her proje bizi temsil ediyor. Bunun icin kendimize layik gordugumuz projeleri yapalim. Dusunerek, dikkatli ve ozenli bir sekilde yapalim. Icine kalbimizi, beyninizi katalim. Yoksa orneklerini verdigim gibi, ve hepimizin basina gelebilecegi gibi  "o"  muhendis oluruz. Kolay gelsin.



azref
Uzman azref
20 Aralık 2010

Çok önemli  ve ders çıkarılması gereken tecrübeler.
Bizimle paylaştığınız için şahsım adına teşekkür ederim.
Kolaylıklar.




Ragıp
Ragıp
21 Aralık 2010

Teşekkürler paylaşımınız için.

Ama devamını da bekleriz...




semihciex
semihciex
21 Aralık 2010

Çok güzel bir yazı olmuş.\r
\r
Ben de mesleğe yeni başlamış bir mühendisim.\r
\r
Tavsiyeleriniz ve yazıdan çıkarılacak dersler hep kulağıma küpe olacak.\r
\r
Teşekkürler..\r
\r
Saygılarımla...


a269
a269
13 Mayıs 2011

Bir solukta okudum. Çok güzel bir yazı olmuş


liberal_makina
liberal_makina
14 Mayıs 2011

Mühendislik felsefesi fakültede öğretilmiyor maalesef, böyle yazılara en az teknik bilgilere olduğu kadar ihtiyacımız var..\r
\r
inşallah okullarda da okutulur.


kozzy
kozzy
14 Mayıs 2011

OKUMADIM ÇOK UZUN


liberal_makina
liberal_makina
14 Mayıs 2011

kozzy yazdı:
OKUMADIM ÇOK UZUN
\r
\r
kozzy'ye özellikle birşey demek için değil ancak, mesleki gelişime faydalı olmak için diyorum:\r
\r
sanırım Türkiye'de mühendislerin genel sorunu bu, öğrenmekten halen korkuyoruz.


erkan1818
erkan1818
14 Mayıs 2011

süper bır yazı

Tebrik eder yazılarınızı heyecanla bekleyeceğimi bildiririm

 




kama
kama
15 Mayıs 2011

baya baya ders ÇIKARDIM.

TEŞEKKÜRLER...




Umutvar
Umutvar
12 Mart 2012

Yazım tarihi eski ancak yeni okudum.

Harikulade dersler var.

Teşekkürler 




cello116
cello116
12 Mart 2012

Tek kelime SÜPER.



onalyokus
onalyokus
14 Mart 2012

paylaşımınız için teşekkürler bişey kapmamak elde değil bu yazıda.






Cevap Yaz

Cevap yazabilmeniz için Giriş yapmanız gerekiyor.