mehmetyildiz
Uzman mehmetyildiz
18 Mart 2007

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ

 Bugünün anlam ve önemi hepimizce malum oldugu için detaya girmek yerine sizle bir hikaye paylaşmak istedim....

   Malum memleket şartalrı kısıtlı silah ve cephaneyle vatan mudafası yapan mehmetcigin en buyuk sıkıntılarından biride tıbbi malzeme yetersizligi...

  Akın akın yaralıların getirildigi çadırın önünde bir doktor elindeki morfini 

 ameliyeta alınabilecek durumda olan hastara enjekte etmektedir.

  Hiç yok denebilecek kadar az miktardaki morfin bir ameliyetın helede ölüm ile yaşam arasında gidip gelen askerlerin alındıgı çok ciddi ameliyatların en olmazsa olmazı olan morfin....

  Doktor önüne getirilen hastalardan sadece yaşama şansı olanlara morfin verip ölme ihtimali yüksek olan askerleri çadırın dışına götürmelerini emrediyordu.

_ Bu hastaya morfin verdim.Hemşire, hasta hemen  ameliyata alınsın....

_ Bu hastanın durumu ümitsiz.Asker, bunu çadırın yanına diger askerlerin yanına  taşıyın.

 Tabiki o doktor  ölecek olanlarada morfin vererek hiç değilse ölüm sancılarını azaltmayı isterdi ama elindeki malzeme okadar kısıtlıydiki...(Belkide o ruh halinde ençok morfine kendisi ihtiyaç duyuyordu )

  Hemşireler yeni bir hasta daha getirdiler...

Doktor hastayının yarasına baktıktan sonra bunuda çadır dışındaki askerlerin yanına(ölecek olanların ) götürün der.

  O esnada hasatadan bir fısıltı yükselir

  Baba der hasta ....

Evet o doktor sedyedeki  yaralı askerın babasıdır.

Doktor ne yapacagını şaşırmıştır bir gözü önundeki oğluna bakar bir elindeki morfin dolu şırıngaya...

  O morfini ogluna vermeyi çok istiyodur kimsede bunu yapması halınde ona hesap soramayacaktır bir babaya kım oglunun acısını giderdigi için hesap sorabilirki...

  Doktor oğlunun yarasına sonkez baktıktan sonra şunu der...

Bu askere morfin veremem ama lütfen onu bir ağaç gölgesine yatırın...

 Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun...

Vatan menfatini oğlunun canından daha kutsal bilen o doktorumuzunda ruhu şad olsun.

TRT1 Barışta ve Savaşta Türk Askeri Programında Sunay AKIN tarafından anlatılmış bir hikayedirii

Saygılarımla

________________________________

Vatanını en çok seven işini en iyi yapandır...


onalyokus
onalyokus
19 Mart 2007

Çanakkale Türküsü


Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah
Çanakkale köprüsü dardır geçilmez
Al kan olmuş suları bir tas içilmez
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Anne ben gidiyorum düşmana karşı
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir dolu testi
Anneler babalar ümidi kesti
Of gençliğim eyvah
Çanakkale'den çıktım yan basa basa
Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde sıra söğütler
Altında yatıyor aslan yiğitler
Of gençliğim eyvah
Çanakkale'den çıktım başım selamet
Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet
Of gençliğim eyvah




alaettin
alaettin
19 Mart 2007

Mehmet kardeşimizin aktardığı gerçekte yaşanmış olan bu hikaye beni de çok etkilemiştir. Ben de başka bir hikaye aktarmaya çalışayım.

Şavaşın çetin geçtiği bir dönemde cephelerin karşılıklı 6 metre kadar yakınlaştığı bir zamandı. Öyle ki bir gün içinde üç defa savaş bölgesi el değiştiriyordu. Askerlerimizin yemek ihtiyacı çok fazlaydı. Ama su ihtiyacı merkeplerle köylülerin sayesinde rahatlıkla karşılanıyordu. Bu köylülerden biri her gün su götürdüğü cepheye doğru ilerlerken birden etrafında ingiliz ve anzak askerlerinin kendisine namlu doğrulttuğunu farketti. Evet Cephe yine el değiştirmiş ve bu bölge düşman eline geçmişti. Tük insanının kıvrak zekası ile ellerini yukarı kaldırıp avuç içini düşman askerlerine çeviren cesur köylü şunları söyledi: "Durun ateş etmeyin sakın, bu cephede su bulmanız çok zordur ve günlerdir susuz olarak savaştığınızı öğrenen komutanımız size su gönderdi"

Adamın birşeyler anlatmaya çalıştığını farkeden ingiliz subayı hemen bir tercuman bularak köylünün ne demek istediğini sordurdu. Tercüman olayı anlattığında ise İngiliz subayın gözleri dolarak askerlerine  hemen köylüyü en iyi şekilde ağırlamaları gerektiğini söyledi. Köylü bir an önce köyüne dönmesi gerektiğini söyleyerek oradan ayrılmak istediğini söyledi. İngiliz subay da jest olarak merkebin su taşıyan küfelerini yiyecek maddeleri ve konserveler ile doldutturdu. Köylü buradan ayrılıp doğruca su götüreceği birliğe vardı. Olayı askerlerimize anlattığında herkes köylünün kıvrak zekasını tebrik etti. Yalnız Askerimizin hiç yiyeceği olmasa bile küfelerdeki yiyecekler aynen imha edildi. Bunun nedeni de Savaş stratejisine bağlı olarak düşman askeri , her daim savaş içindedir bu yiyecekler zehirli olabilir düşüncesi idi.  






Cevap Yaz

Cevap yazabilmeniz için Giriş yapmanız gerekiyor.