
Bu sonuçlarda ilginç olan nokta Belediye ve İSKİ yöneticilerinin yapılan extrapolasyonları düşük bulmuş olmalarıdır. 2020 yılında 19.000.000 kişilik bir İstanbul gösteren bu çalışmaya genellikle her safhada itiraz gelmiş ve bu rakamın çok daha fazla olması gerektiği iddia edilmiştir. Yani başka bir deyişle yerel yönetimlerin bizzat kendileri gelişmeyi durdurabileceklerine inanmamakta bu sorunu kaynağı belli olmayan ya da kaynağı bulunmayan yatırımlarla çözmeyi yeğlemektedirler. Bu yaklaşım bir önceki belediye yönetiminin gecekondu politikasıyla ve mevcut yönetimin çok çocuklu ailelere bedava su dağıtma politikasıyla açıkça desteklenmiştir. Bu gelişme politikası engellendiği ve Tablo 1'deki nüfûs gelişmesi devam ettiği takdirde bile su ihtiyaçları Tablo 2'deki gibi olacaktır.
Yukarıdaki suların sağlanması için İstanbul’un potansiyel kaynaklarının planlanması Tablo 3’te özetlenmiştir.
Yukarıdaki Tablo incelendiğinde 2035'ler için bazı çözümler olduğu görülmektedir. Ancak görülen başka bir sonuç da çözümlerin bazı mega projelere bağlı olduğudur. Tam anlamıyla kritik hat üzerinde duran bu projeler her geciktikleri gün İstanbul'u büyük sıkıntılar içine sokacaklardır. İstanbul'un en kısa zamanda su ihtiyacını karşılaması için uygulanabilecek bir program önerisi Master Plan çalışmasında hazırlanmaya devam edilmektedir. Bu konuda bir örnek Tablo 4'te verilmiştir.
Görülebileceği gibi 1995 yılı içinde İstanbul'un ham su ihtiyacı 828.000.000 Mm3/yıl olmakla birlikte kaynaklan 650 Mm3/yıl'dır. DAMOC'daki tüm su kaynaklan harekete geçirilmiş olsa bile şu andaki talebin ancak sağlanabileceği bilinmektedir. Yakın bir geleceğe kadar da bu açığın kapatılması mümkün değildir. Burada özellikle üzerinde durulması gereken bir konu da İstanbul su ihtiyacının çok farklı resmi bilimsel ya da araştırmacı kaynaklar tarafından çok farklı boyutta ifade edilmesidir. Bu kaynakların bir kısmı ham su, arıtılmış su, satılan su kavramları, ı karıştırmakta veya İSKİ (ya da SUSER) kayıtlarını veri olarak kullanmaktadırlar. Bu konuda resmi kayıtların çoğu üzülerek görülmektedir ki güncellikten ve gerçeklikten uzaktır.