ISI YALITIMI VE FAYDALARI ISI YALITIM MALZEMELERİ
Isı yalıtımı, yapıların ekonomikliğine ve yapı fiziği yönünden kalitesine etki eder. Bilindiği üzere bir yapının önce inşaat maliyeti, sonra da işletme maliyeti vardır. İnşaaat maliyeti sadece bir kez ödenirken işletme maliyeti bina kullanıldığı sürece devam eder. Isı yalıtımı için yapılacak masraf sanıldığı gibi fazla olmayıp, bina maliyetinin sadece %2-3'ü kadardır. Buna karşılık ısı yalıtımı sayesinde binanın ısıtma veya soğutma masraflarında her yıl %80-90 oranında tasarruf sağlanabilir. Bu oran, yalıtım malzemesinin ısı iletkenlik katsayısının ( l ) küçüklüğüne ve uygulanan kalınlığına göre değişir. Başka bir deyimle yalıtım için sarf edilen para, kendisini çok kısa sürede malzemesine göre 1-5 yıl civarında, amorti eder. Diğer taraftan ısı yalıtımı sayesinde binanın dış kabuğunu oluşturan yapı elemanları dış duvarlar, çatılar, yaz-kış sıcaklık farklarının yapı elemanları üzerinde icra ettiği hasarlardan (beton yüzeylerdeki gerilmelerin hasıl ettiği hasarlar, sıva yüzeylerindeki çatlaklar vs.) korur. Ayrıca hacimler yaz ve kış mevsimlerinde normal sıcaklıklarda (20-24 °C) tutulmakla konforlu bir sıcaklık ortamı sağlanır.
YALITIMIN KISA TARİHÇESİ
İlk insanlar kendilerini doğanın olumsuz etkilerinden korumak için avladıkları, hayvan postlarına sarınmakla ilk ısı yalıtımı önlemlerini almış oluyorlar.
Fakat gerçek anlamda ısı yalıtımı, 19. yüzyılda gelişen sanayi devrimi sırasında kendilerini buhar kazanları ve sorunların sıcaklığından korumak için yapılmıştır.
1882 yılında Cari Von Linde'nin ilk soğutma makinesini yapmasıyla soğuk hava deposu yapımı başlamıştır. Bu kez, soğuk hava depolarında elde edilen soğukluğun uzun süre muhafazası için ısı yalıtım malzemelerine ihtiyaç olduğu, geleneksel inşaat malzemeleri ile bu görevin yerine getirilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu malzemelere genel olarak, "Yalıtım Malzemesi" denilmiş, ancak zamanla her yalıtım malzemesinin hem soğuk hava depoları için hem de buhar kazanlarında kullanılamayacağı ortaya çıkmıştır.
20. yüzyılın başlarında Almanya'da seri halde ısı yalıtım malzemeleri üretilmeye başlanmış ve araştırıcılar bu malzemeleri çeşitli yönlerden araştırmaya ve böylelikle bunlar hakkında bilgi toplamaya başlamışlardır. Yaklaşık 1920'lerden itibaren sanayinin gelişmesiyle birlikte "gürültü" sorunu çıkmaya başlamış ve gürültüye karşı korunma çareleri aranmaya başlamıştır. Bir taraftan yapılar gittikçe hafif malzemelerden inşa edilmeye başlanırken, diğer taraftan bu hafif yapı malzemelerinin gürültüyü daha kolay geçirdiği saptanmıştır. Böylece yapılarda gürültüye karşı yeni malzemeler arayışı içine girilirken, bilinen bazı ısı yalıtım malzemelerinin aynı zamanda ses yalıtım malzemesi olarak da kullanılabileceği ortaya çıkmıştır. Kuşkusuz, her ısı yalıtım malzemesinin aynı zamanda ses yalıtım malzemesi olarak kullanılamayacağı açıktır. Fakat hemen hemen tüm ses yalıtım malzemeleri aynı zamanda ısı yalıtım malzemesi olarak görev görebilirler.
Isıtılan ve soğutulan yapılar prensipte aynı yapı fiziği kurallarına tabidir. Bu nedenle ısı ve soğuk izolasyonu için alınacak önlemler de prensipte aynıdır. Fakat soğuk yapılarda ısı akımı ters yönde olduğu için diğer normal yapıların aksine bu yapılardaki yalıtım ayrı bir bahis olmaktadır.