arkadaslar oncelıkle kaba hesap derken neyın kaba hesabı...ortada bir usta mantıgı ile çözüm arayan ve çözüm öneren arkadaslar yapmayın lutfen..siteye vede mesleğe yeni başlayan mühendis arkadaşlara bu şekilde örnek olmayalım.
öncelik GAKKO arkadaşım .vermiş oldugun bilgiler neticesinde senin istemis oldugun seçimler yapılamaz..şöyleki bulundugun il,apartman kat sayısı,apartmanın şekli(bitişik ayrık vb)apartmanın yalıtım durumu.varsa radyatör metrajı vb gibi hesaplamada yardımcı olacak bılgılerı bızımle paylaşman lazım ki.yardımcı olabilelim.sonucta burdan aldıgın fikir ve bilgileri bırılerıne aktarcaksın.yanlış bılgi aktarman pek hoş bi durum olmaz bir mühendis olarak..
saygı ve sevgiler
Dini ve Kültürel Açıdan Yılbaşı Kutlamaları
Dinimizde, Noel ve yılbaşı kutlamalarının yeri yoktur. Bu yılbaşının biz Müslümanlar için, resmî ve milletlerarası bir takvim başlangıcı olmak ilgi ve alâkasından başka hiçbir kıymet ve değeri asla yoktur. Biz Müslümanlar için Muharrem ayının birinci gecesi: Yılbaşı gecesidir. İslâm'da yeni yıl, Muharrem ayının birinci günü ile başlar. Fakat maalesef Müslümanların büyük bir kısmının haberi bile olmaz.
Bu nedenle toplumumuzda ve diğer Müslüman toplumlarda "yılbaşı kutlaması" adı altında düzenlenen eğlence toplantıları ise, hiçbir kültürel ve geleneksel temele sahip değildir. Bu bakımdan Hıristiyan olmayan ülkelerde yılbaşı kutlamaları, Batı'nın körü körüne taklit edilmesinin veya Hıristiyan Batı'nın kültür ihracının bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Ülkemizde öteden beri yılbaşı kutlamalarıyla ilgili olarak yapılan tenkitler ve gösterilen hassasiyet de buradan kaynaklanır. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Müslümanlara; diğer dinî topluluklara göre farklı bir kimlik bilinci ve kültür değerleri manzumesi kazandırmak için gayret ettiği, bu uğurda saç-sakal, kılık-kıyafet, yeme-içme adabı da dâhil pek çok konuda tavsiyede bulunduğu düşünülürse, yılbaşı kutlamalarının sıradan bir kutlama olarak kabul edilmesi ve doğal karşılanması mümkün olamaz. Aksine, yılbaşı kutlaması, Noel ağacı süslemesi, Noel Babanın hediye bırakması gibi âdetler toplumumuzda kültürel tahribata ve kimlik bunalımına yol açmakta, yeni yetişen kuşakları kendi öz değerlerinden koparıp Batı'nın hayat tarzına alıştırmakta, sonra da onların değer ve inanç esaslarına sıcak bakmaya ve giderek onları benimsemeye götürebilmektedir. Böyle olunca, Müslüman toplumların bu tür âdetler yerine kendi kültür ve değerlerinden kaynaklanan alternatif program ve faaliyetler geliştirmesi ve yaşatması ayrı bir önem kazanmıştır.
Günümüzde toplumların kültürel değerlerini, hatta itikadî ve ahlâkî eğilimlerini; sahip oldukları hayat tarzı, ekonomik yapı, yerleşim ve ulaşım imkânı, iklim ve çevre, eğitim, folklor, örf ve âdet gibi ilk bakışta konuyla ilgisiz gözüken birçok husus derinden etkilemekte ve sonuçta mekanizma kendi değerlerini üretmektedir. Avrupa'daki Müslüman-Türk işçilerimizin çocukları ve torunlarının bugün Batı'nın kültür ve gelenekleri altında nasıl değiştiği ve giderek o toplumla bütünleşmeye başladığı iyi izlenirse, toplumumuza yabancı kültürlerden taşınan veya yabancı toplumlara özenti şeklinde başlayan örf ve âdetlere karşı duyarlı olunmasının önemi daha iyi anlaşılır. Bunun için alınabilecek bir önlem de: Kendi kültürel mirasımızdan ve dini anlayış ve heyecanımızdan kaynaklanan değerleri, gelenek ve âdetleri iyileştirerek yaşatmaya ve geliştirmeye çalışmak olabilir.
Hiç şüphe yok ki milletler, millî örf ve adetleriyle tanınırlar ve onlarla yaşarlar. Millî örf ve adetleriyle tarih sinesindeki şerefli mevkilerini korurlar. Çünkü millî örf ve adetler, bir milletin millî kültürünün ve dinî inancının aynasıdır. Millî örf ve adetler, bir milletin şahsiyeti ve tanıtıcı vasfıdır. Sağlam millî örf ve adetlere sahip milletler, dinî bağları kuvvetli ve millî kültürü yüksek olan milletlerdir. Milletlerin örf ve adetlerine, millî kültürleri ve dinî inançları güç verir ve şekil kazandırır. Hatta dinden de kuvvetli olur. Bu sebeple hiçbir Müslüman milli kültüründe olmayan, dinî akidesine ters düşen özentilere hayatında yer vermez. Çünkü o bilir ki, Rabbi kendisinden olmayanlara özenmeyi ve onlar gibi sefih hayat yaşamayı yasaklamıştır.
Yılbaşı, takvim, tarih, tatil, eğlence, şenlik ve bunlarla ilgili âdetler bir milletin kültürüdür. Kültür din ve ideolojinin bedenlenmesi, ete kemiğe bürünmesidir. Bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir.
Eğer birileri din ile kültürü birbirinden ayırmaya, aralarındaki bağı koparmaya kalkışırsa -zor olmakla beraber bunu yapabilirse- kültür ile beraber dîni de değiştirme yoluna girmiş olur. Bedenini parça parça kaybeden din gider (milletin hayatından çıkar) onun yerine yeni kültürün dîni veya dinsizliği gelir.
Kültür ile din arasında böyle bir bağ bulunduğuna göre; kültürün değişmesi dinî yakından ilgilendirir. İslâm'ın beş temel amacından biri dini (müslümanların hayatında İslâm'ı) korumaktır. İslam'ın korunmasını olumsuz etkileyen bir davranış, bir kültür değişimi, bir kültür taklidi haramdır, bazen bununla da kalmaz, dinden çıkma sonucunu doğurur.
YILBAŞI TOPLUMSAL BİR İSYANDIR!
31 Aralık gününü, 1 Ocak gününe bağlayan gece yılbaşı gecesidir. Yılbaşı kutlamaları denilince de, eski yılın sona erip yeni yıla geçildiği 31 Aralık/1 Ocak gecesi yapılan eğlence ve faaliyetler anlaşılır. Ancak yılbaşı eğlenceleri, ilk bakışta yeni yıla girişin kutlamaları gibi gözükmekle birlikte bunun Hıristiyan Batı'nın Noel Bayramıyla da yakın ilgisi bulunmaktadır.
25 Aralık’ta başlayan ve yaklaşık bir hafta süreyle kutlanan Noel ve yılbaşı, başta Avrupa ve Amerika kıtası ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok yöresindeki Hıristiyan topluluklarca kutlanmaktır. 1 Ocak tarihindeki yılbaşı kutlamalarının Türkiye'de de özellikle son dönemlerde gittikçe artan bir ilgiyle kutlanmakta olduğu dikkati çekmektedir Ancak batıda farklı anlamlar ifade eden Noel ve yılbaşı kutlamalarının Türkiye'de yılbaşı bağlamında devam ede gelen bir tartışma ortamı bulunduğu bilinmektedir.
Hıristiyan Batı'da milâdî takvimin başlangıcına esas olarak Hz. İsa (A.S.)’ın doğum tarihi alınmış ve bu giderek diğer ülkelerde de benimsenmiştir. Bu bakımdan bütün Hıristiyan âlemi, Aralık ayının son haftasını, doğumun arifesini teşkil etmesi bakımından, en önemli dinî bayramları olarak kabul etmişler ve bu geceyi Hz. İsa (A.S.)’ın doğum yıl dönümü olarak kutlamaktadır. Hâlbuki Hz. İsa (A.S.)’ın 1 Ocak'ta doğup doğmadığı kesin olarak belli değildir. 25 Aralık-6 Ocak tarihleri arasında doğduğu kabul edilmektedir. Bu tarihler arasında Hıristiyanlar Noel adı altında yılbaşı eğlencelerine başlarlar. Görülüyor ki, aslından uzaklaştırılmış ve tahrif edilmiş Hıristiyanlık, Peygamberinin doğum gününde bile bir kesinlik ve bir açıklık getirmekten uzaktır.
Noel Yortusu- Christmas
Noel yortusu ya da batıdaki yaygın isimlendirilmesiyle Christmas (Kristmas) Hz. İsa (A.S.)ın doğumu anısına 25 Aralık'ta kutlanan tamamıyla dinsel bir bayramdır. Batı Hıristiyanları tarafından 25 Aralık olarak hesaplanan Hz. İsa (A.S.)ın doğum günü, Doğu Hıristiyanlarca 6 Ocak olarak hesaplanmakta, dolayısıyla doğu kiliseleri 6 Ocak tarihinin Kristmas bayramı olarak kutlamaktadır. Esasen Hz İsa (A.S.)ın doğum gününün ne zamana denk düştüğü konusunda erken dönemlerden itibaren yoğun bir tartışmanın olduğu ve yukarıdaki tarihlerden başka bu günün Nisan ayındaki bir zamana denk düştüğü yönünde görüşlerin de ileri sürüldüğü bilinmektedir. Batı Hıristiyanlarınca belirlenen 25 Aralık tarihinin Eski Roma'da güneşle ilgili kutsal bir gün olduğu ve bunun sonradan Hz. İsa (A.S.)ın doğum günü olarak adapte edildiği ileri sürülmektedir. Hatta bazı erken dönem Hıristiyan yazarların, kendi dönemlerinde, 25 Aralık kutlamalarında güneşi selâmlayan Batı Hıristiyanlarını uyardıkları da bilinmektedir.
Noel yortusu, Nisanda kutlanan Easter (Paskalya) bayramıyla birlikte Hıristiyanlığın en önemli bayramları arasındadır. Noel kutlamalarının vazgeçilmez folklorik unsurları arasında çam ağacı süslemeleri ve Noel Baba inancı bağlamındaki gelenekler önemli yer tutar. Her ikisi de Kuzey Avrupa kökenli olan bu folklorik unsurların, sonraki dönemlerde Hıristiyanlığa girdiği bilinmektedir.
Çam Ağacı Süsleme Geleneği
Noel'de çam ağacı süslemeleri ilk kez 16. yüzyılda Kuzey Avrupa'da ortaya çıkmıştır. Bu âdetin, eski Cermen ve Kelt dinsel geleneklerinden adapte edildiği büyük ihtimaldir. Orta doğu'dan uzak doğuya kadar birçok dinsel gelenekte olduğu gibi eski Kuzey Avrupa halkları arasında da yeşil ağaç verimlilik, bereket ve üretkenliğin sembolü olarak kabul edilmiş ve dinsel bayramlarında meydanlara dikilen veya evlerde bulundurulan bir yeşil ağaç bu inancı sembolize etmiştir. Kuzey Avrupa halklarının Hıristiyan olmasıyla birlikte, Hıristiyan geleceğindeki "Hayat Ağacı"nı temsilen Hz. İsa (A.S.)ın doğum gününde yeşil bir ağaç (Kuzey Avrupa'da doğal olarak çam ağacı) süslemek ve bunun dallarına çeşitli hediyeler asmak âdeti ortaya çıkmıştır. 18. Yüzyıldan itibaren çam ağacı âdeti Güney Avrupa Hıristiyanları arasında yayılmaya başlamış; kısa bir zaman sonra ise evrensel olarak Hıristiyanlarca benimsenen bir folklorik törene dönüşmüştür.
Noel Baba İnanışı
Her yıl, Hıristiyan âleminde 25 Aralık Hz. İsa (A.S.)ın doğumunun yıl dönümü kabul edilerek bir hafta boyunca çeşitli etkinliklere yer verilmektedir. Katolik ve Ortodoks kiliseleri de bu olayı sahiplenmek suretiyle Hz. İsa (A.S.)ın doğumunun hatırasına bu süre içinde üç dinî ayin gerçekleştirmektedir. Aynı hafta içinde Noel yortusu dolayısıyla çam ağaçları kesilip cadde, balkon ve evler süslendirilip ışıklandırılmaktadır. İlk defa Almanya'da 1605 yılında ortaya konulmuş, daha sonra da bütün Hıristiyanlık âlemine sirayet eden "Noel Baba" efsanesi de yaygın bir biçimde işlenmiştir. Noel Baba aslı ve mesnedi olmayan, ancak sözde iyiliği temsil eden ve bu gecelerde çocuklara oyuncak, şeker vb. hediyeler dağıtan, genellikle karla örtülü, kırmızı başlıklı paltosu ve kocaman beyaz sakalı ile temsil edilen efsanevî bir kişidir. Bu efsaneye yüklenen haksız bir güç, iyiliksever ve hoşgörü ile çocukların hatta yetişkinlerin dikkatleri ve inançları boş bir zemine çekilmektedir.
Benzer bir durum Noel Baba inancı ve bu inanç çerçevesinde yapılan âdetler için de geçerlidir. Almanya'da ABD'de ve Kuzey Avrupa ülkelerinde Santa Claus adıyla bilinen Noel inancı Almanya kökenlidir. Bu inanç da 17. Yüzyıldan itibaren Almanlar vasıtasıyla Güney Avrupa'ya ve Alman göçmenlerce Amerika'ya taşınmıştır. Santa Claus ya da Noel baba olarak adlandırılan ve Hıristiyanlarca 4. Yüzyılda yaşadığı ve İznik Konsili katılımcılarından birisi olduğu ileri sürülen Myra (Demre) piskoposu Aziz Nicholas'la özdeş olduğu söylenen şahsiyet tamamıyla efsanevî bir kişiliktir. Ruslar, onun kendileri için koruyucu bir aziz olduğu kanaatindedirler. Hıristiyanlar, bu şahsın Noel döneminde gökyüzünde rengeyiklerinin çektiği bir kızakla ya da yerde eşek-sırtında veya yaya olarak dolaştığına ve evlere bacalardan inerek başta çocuklar ve fakirler olmak üzere insanlara çeşitli hediyeler bıraktığına inanırlar. İslâmî inançlardaki Hızır (A.S.)ın ve Yahudi geleneğindeki İlyas (A.S.)ın âdeta Hıristiyanlıktaki bir karşılığı gibi gözüken bu inanç, Hıristiyan geleneğinin önemli bir folklorik değerini oluşturmaktadır. Öyle ki Noel Baba inancı Hıristiyan edebiyatında, sanatında ve ticarî yaşantısında önemli ve belirleyici bir unsur olarak ağırlıklı bir yer tutmayı sürdürmektedir.
Noel Kutlamaları Dinî Bir Bayramdır
Bugün için ticari hüviyeti ön plana çıkmış olsa da bütün âdet ve törenleriyle Noel kutlamaları, yukarıda ifade edildiği gibi kökeni itibariyle tamamıyla dinsel bir bayramdır.
Bu bayramın ve bayramla ilgili olarak yapılan âdet ve törenlerin Müslümanlarca benimsenip uygulanması ise dinsel ve kültürel bir yozlaşma olarak görülmeli; böylesi bir tutumun; kendi dinî inançlarımızdan, değerlerimizden uzaklaşma ve başkalaşma sürecini hızlandırdığı, halkımıza-ülkemize yönelik Hıristiyan misyonerliği için de oldukça elverişli bir durum oluşturacağı gözden uzak tutulmamalıdır.
Dünyanın her yerinde yaşayan Katolik, Protestan bütün Hıristiyanlar aynı tarihte mahalli gelenekleri doğrultusunda bu kutlamalara katılırlar. Bu kutlamalar onlar için çok önemlidir. Küsleri ve dargınları barıştırırlar, birbirlerine hediye alır, yaşlıları, sakatları, hastaları ziyaret ederler. O geceyi neşeli geçirmek için her şeyi unutup, kendilerini zevk ve sefaya verirler. Çam ağaçlarını süsleyerek dükkân vitrinlerine, evlerinin en değerli köşelerine yerleştirirler. Birbirleriyle tebrikleşirler. Dinî bir atmosfer içinde geçen Noel bayramı akabinde ise, yeni yıla giriş büyük bir çılgınlıkla, lüks ve israfla kutlanır. Hıristiyan ülkelerdeki dinden kaynaklanan bu eğlenceler, 31 Aralık günü en yüksek seviyeye ulaşır. İnsanlar adeta çılgınlaşarak kendilerinden geçerler. Kumar, içki, dans partileri düzenlerler. Kökeni itibarı ile dinsel bir tören olan Noel, Yunanistan ve özellikle Hıristiyan ülkelerinde şenlikler ile kutlanırken maalesef yurdumuzda da büyük meydanlarda şenliklere dönüştürülüyor.
Hâlbuki bu günde yapılan içkili, kumarlı eğlencelerin gerçek Hıristiyanlıkla hiçbir alakası yoktur. Beşeriyetin ıslahı için ALLAH Teâlâ tarafından gönderilmiş ilahi bir din, tebliğcisi olan Peygamberin doğum yıl dönümünün bu şekilde kutlanmasına müsaade eder mi? İçkili, kumarlı ve insanı küçük düşüren zevklerin terennüm edildiği kutlama törenleri, İlahi bir dinin esaslarıyla bağdaşabilir mi?
Biz müslümanlar da Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin doğum yıldönümünü kutluyoruz. Ama mübarek bir gece olarak, Mevlid Kandili olarak... Bu yüzden aslında yılbaşı ve Noel'in Hıristiyanlıkla da Hz. İsa (A.S.) ile de hiçbir alakası yoktur. Eğer olsa idi; yılbaşı gecelerinde kiliselerde ayinler yapılır, bu gece bir çılgınlık havası içinde değil, bir takdis havası içinde kutlanırdı. Ama gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında bulunan kiliselere bakıldığında bu gecenin zulmete bürünmüş ve içlerinden en küçük bir hareketin olmadığı görülecektir. Hz. İsa (A.S.) ile bu gecenin sefahatinin, israfının ve çılgınlığının ne alakası olabilir?
Hz.İsa (A.S.)ı biz de severiz. O'nun ve diğer bütün Peygamberlerin peygamberliğine inanmak İslâmiyetin iman esaslarından birisidir. Çünkü İslâm akidesine göre:
"...ALLAH'ın Peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız..."[1] Ancak, bir Peygambere saygı, O'nun doğum yıl dönümüne hürmet de ALLAH Teâlâ'nın emirleri ve dinî ölçüler içinde olmalıdır.
Mutlu ve Huzurlu bir sene geçirmeniz dileği ile..
oncelikle Merhaba der hayırlı olsun dıleklerımı ıletırım..soylekı
Teknıkerın gorevı normalde Muhendısın yardımcısı konumunda olup sahada ıslerın takıbı,rolove alma,proje cizme vb gıbı ısler olmalıdır,yanı teknıkerı muhendıs yonlendırır,bu gorevler cogaltılabılır,calıstıgınız sektor,konum vede sırkete gore degışebılır,ama yeri gelınce, bu muhendıs dahı olsa elı anahtar tutmalı,ustaya yardım etmelı...ancak bu oluyorsa saygı ve sevgı cercevesınde olmalıdır.
umarım yardımcı olabılmısımdır...
ıyı calısmalar dılerım..
barism3gt Yardımcı olabildimse ne mutlu bana..
Balans vanaları statik ve dinamik olmak üzere iki tiptir,sistemde belirlenmiş olan akışkan debisini sağlamak için kullanılır,yani cihazlarda belirlenenden daha fazla bir debide bir akışı engellemek,sistemin saglıklı vede daha ekonomik olarak çalışmasını saglamaktır.ayrıca kontrolüde kolaydır(otomasyon ile),daha çok dinamik balans vanası tercih edilmektedir.bunlar ayarlanmış olarak gelmekte ve tesisata yada sisteme ekleme yapılması durumunda tekrar ayar yapılmasına gerek kalmadan mevcut ayarında işlev görmektedir.ama en büyük dez avantajı statik balans vanasına göre daha az hassasiyete sahiptir.statik balans vanaları ise montajından sonra ayarlaması yapılmakatadır,ve bu ayar sabit kalmaktadır buda vananın karakteristik özelliklerinin sabitlendigi anlamına gelmektedi,tesisata yada sisteme ilaveler gerektiginde yeni şartlara göre tekrar ayarlanması gerekmektedir.ayrıca statik balans vanaları sabit debili sistemlerde tercih edilir.
Umarım yardımcı olmuşumdur..
iyi çalışmalar dilerm..
iki borulu sistemlerde tek serpantin bulunur.bu nedenle akışkan yazık soğutucu,kışın ısıtıcıdır. FCU girişlerinde küresel vana,filtre,çıkışında ise dinamik balans vanası,2 yollu motorlu vana, küresel vana bırakılır..sistemin kalori kontrolü için ise isteğe bağlı olarak yine çıkış hattına kalorimetre bırakılabilr..ayrıca vanayı aç-kapa komutu veren termostat mevcuttur.ayrıca drenaj borularıda galvaniz ve min.3/4'' çapında olmalı ve terlemelerden dolayı tesisat borusunun izolesi,drenaj hattına egimin verilmesi ve fcu ların terazide dengeli asılması gerekir.ve mutlaka hava pürjörü gereken yerlerede takılmalıdır..
umarım yardımcı olmuşumdur..
iyi çalışamalr..
Merhaba Veysel bey,Öncelikle acil şifalar dilerim..umarım tez herşey iyi olur sizin için.
Tecofi Fransada bizim Duyar vana ile eşdeğerde bir marka oldugunu biliyorum.Cezayirde bi ünv.projesinde vana ve armatürler için teklif almıştım.gayet iyiydi ama fiyat olarak biraz yüksek bulmuştuk.
sizin için sfero döküm hakkında biraz araştırma yaptım ben.
ayrıca benim görüşlerimide sizinle paylaşıyorum aşağıda.
bana göre:
1-küresel vanalarda asıl maliyet Küredir,yani vana maliyetinin yaklaşık %65 küreye hitap eder.bu nedenle eger vananın küresini döküm yapar isek vananın maliyetini düşecegi kesin,paslanmazda işçilk önemli,malzeme pahalıdır.ayrıca eger sfero yapılırsa bunun üzerine krom kaplamada yapılması gerekecektir,bu ise sıcaklık farkı fazla olan akışkanlarda krom ile dökümün genleşmesi eşit olmadıgından dolayı kromda çatlamalar oluşacaktır,buda düzgün olmayan yüzeyden dolayı sızdırma yapacaktır. ayrıca sfero bir döküm uygulaması oldugu için zamanla içinden su geçen hatlarda mutlaka paslanma oluşacaktır.
aşagıda ise sfero döküm için biraz bilgi ekledim.
umarım yardımcı olmuşumdur.
iyi çalışmalar dilerim..
Sfero Döküm
Yüksek uzama özelliği sayesinde çelik malzemenin yerine aday gösterilen küresel grafitli dökme demirin (GGG 40.3) zamanla kullanımı artmıştır. K.G.D. demir içerisinde çeliğe en yakın uzamayı sağlayan GGG 40.3, üretim, ve maliyet açısından daha cazip olmaya başlamıştır
Bu malzemeyi yurtdışında başarıyla birçok dökümhane dökmüştür. Ülkemizde ise uygulamaya yönelik çalışmalar devam etmekte hatta birkaç firmada üretime başlamıştır. Kısa zamanda bu çalışmalar ticari üretim yapan dökümhanelerde mutlak suretiyle avantajlı üretimi ve maliyeti açısından tercih edilecektir. Bu sayede sfero dökümü içerisinde yerini almakla kalmayacak yüksek uzama ve yüksek çentik direnci (-40 °C'de) istenen parçalarda çeliğin alternatifi bile olacaktır.
2- GGG 40.3 K.G.D.D
400 N/ mm2 çekme dayanımında ve oldukça yüksek bir uzamaya (% 27-1
sahiptir. Döküm malzemeleri içerisinde çelik çentik yönünden en yüksek değeri veriyordu. Ancak GGG 40.3 deneme dökümlerde -40 °C'de 14 N/mm2 dayanımına ulaşınca dikkat çekti. Bundan sonra bu özellikleri oluşturacak üretim teknikleri araştırılmaya başlandı. Öncelikle direk dökümden bu değerlerin elde edilmesi hedeflendi. Isıl işleme gerek kalmadan as-cast şeklinde piyasaya sunumu düşünüldü. Bunda da kısmen başarılı olundu. Parçanın et kalınlığı 8 mm’nin altında olanlar “as-cast” şeklinde olması zorlaştı. Ancak mutlak olan birşey varki, 8 mm et kalınlığından fazla olan parçalarda ısıl işleme gerek olmadan direk dökümden kullanımı başarıyla sağlanmıştır. Ayrıca ısıl işlemin kötü özellikleri ortaya çıkmıştır.
3- GGG 40.3 ÜRETİM TEKNİĞİ
3-1 KOMPOZİSYON
K.G.D demirin mikro yapısında grafitler mevcuttur. Bu grafit kürelerini mutlaka bir mesafede tutmak gerekir. Geniş tutulursa mekanik değerler özellikle çentik değeri yüksek olacaktır. Bu mesafe karbon yüzdesini minimumda tutmakla sağlanabilir. Birinci hedef bu olmalıdır. Diğer sfero dökümlerde karbon yüzdesi % 3.6-3.7 iken GGG 40.3 karbon yüzdesi % 3-3.3 olarak aşağılara çekilir.
İkinci hedef ferritik yapıya ulaşmak gerekir. Bunun içinde yapıdaki % Si arttırmak ve bu yapıya ulaşırken ferritin kırılganlık özelliği dikkate alınarak silisyum yüzdesi % 1.90-2 olmalıdır. Dolayısıyla karbon ekovalantı 4.1-4.2 oranında oluşur.
3.2 DİĞER PARAMETRELER
Hücreler arası mesafe önemlidir. Bu aşamada segregasyona sebep olan elementler uzak olmalıdır. Örneğin fosfor % 0.030'u geçmemelidir.
Bu kompozisyonda ocaktan alınan malzeme bütün şartları yerine getirmiştir. Ancak reaksiyonda magnezyum prosesi de önemlidir. Fazla magnezyum karbür oluşturduğu için bu değerde minimumda tutularak % 0.025-0.030 olmalıdır.
Aşılamada özel malzeme kullanılmalıdır. Perlit teşekkülünü kolaylaştıracak prosesten kaçınılmalıdır. Yüksek sıcaklığa çıkılarak aşılama mümkün olduğunca geç yapılmalıdır.
Yollukta filtre kullanımı tercih edilmelidir. Mg,Si,Ca sınır değer üzerinde ise dökümün akıcılığı zorlaşacağı için filtre tıkanabilir. Mümkün olan en yüksek hızla dökülmelidir (Saniyede 3-4 kg). Yolluk sistemi homojen bir şekilde kalıbı aynı anda doldurmaya yönelik dizayn edilmelidir. Girişe uzak olan bölge dolana kadar sıcaklık düşeceği için giriş sayısı arttırılmalıdır.
3-3 ÜRETİM AŞAMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
1-) GGG 40.3 şarjında mutlaka düşük manganlı sfero piki kullanılmalıdır.
2-) Mutlaka kama nununesi dökülerek (Şekil1) sementit oluşumuna bakılmalıdır. 1350 °C'de alınan numunede 6 mm'yi geçmeyen bir sementit oluşmalıdır. Bu analizden daha önemlidir.
Ayrıca alternatif olarak silisyum karbür (SiC) katılımı bir ön çekirdeklenme sağlandığı için nozul yapıcı etkisi ortaya çıkar. Zor eridiği göz önüne alınarak ocağın 1/3'ü dolduktan sonra katılmalıdır. Analizde % 0,2 - 0,5'dır. SiC vermeden önce kamada sementit 10-15 mm iken, daha sonra 6 mm'ye iner.
3-) Bütün bunlar yerine getirilmiş ise 170 HB sertliği altında kalınmış demektir ve doğru döküm yapılmıştır.
GGG 40.3 üretiminde hedef ısıl işlemsiz (AS-CAST) üretimdir. Hem maliyet yüksekliği hem de ısıl işlem sırasında bazı sülfatlar (MgS.MgN) patlayıp yüzeye çıkabilir. Bu da çentik darbe direncini düşürebilir dolayısıyla sakat oranında %1-2 artış sağlar. Eğer gerekli ise ( 8 mm et kalınlığı altı) 920 °C'de 3 saat bekledikten sonra saatte 50 °C soğutularak 600 °C’nin altına inilir.
KAMA
6 mm Sementit
DÖKÜM SICAKLIĞI
1480 °C (POTA)
5- TERCİH EDİLME SEBEPLERİ
- Düşük üretim maliyeti (Isıl işlemsiz)
- Mikro yapıda kırılganlığı sağlayan malzeme yok.
- Grafitin yapıda bulunması, çeliğe nazaran işleme kabiliyetinin yükselmesini sağlar.
- Düşük sıcaklıklardaki dayanımından dolayı özellikle vana üretiminde GGG 40.3 malzeme kullanımı gelecekte önemli bir yer alacaktır. Yüksek uzama istenen bütün konstriksiyonlarda tercih edilebilecektir.
Dökme demirler , %2’den fazla oranda karbon içeren demir-karbon alaşımlarıdır. Başlıca çeşitleri Kır , Temper , Beyaz , Alaca ve Küresel grafitli dökme demirlerdir. Bütün dökme demirlerin yapısında genel olarak şu bileşenler mevcuttur.
C % 2 - 4
Si % 0,4 - 3
Mn % 0,4 - 0,8
P % 0,1 - 0,8
Demir dökümlerin mekanik özelliklerini en fazla etkileyen bileşen karbondur. Yapıdaki karbon , ya bileşik halde (sementit) yada serbest halde (grafit) olarak bulunur. Grafitli dökme demirler ise , grafitin yapısına göre çeşitlilik arzeder. Başlıcaları ;
· Lamel Grafitli ( Gri ) dökme demir
· Rozet Grafitli ( Temper ) dökme demir
· Küresel Grafitli dökme demir olarak adlandırılır.
Grafitlerin yapıdaki şekli , sayısı ve büyüklüğü malzemenin mukavemetini önemli ölçüde etkiler. Grafitlerin ince tabakalı ve keskin köşeli olması , iç gerilmelere sebep olur ; bu bölgelerde kırılma ve çatlamalar meydana gelir. Grafitlerin lamel şekilli olması sebebiyle, mevcut yapının çekme mukavemeti değeri 60-100 kgf/mm² ‘den 10-30 kgf/mm² ‘ye düşmektedir. Ayrıca lamel grafitli dökme demirler gevrek olduğundan uzama oranı da %0-3 civarındadır. Temper dökme demirlerde ise , yumuşatma tavlaması ile çekme mukavemeti 32-42 kgf/mm² değerlerine ulaşabilir.
Endüstride ihtiyaç duyduğumuz , iyi özelliklere sahip olan küresel grafitli dökme demirler , çelik dökümden daha ekonomik ve diğer dökme demirlere göre daha yüksek mukavemetlidir. Küresel grafitli dökme demirler , lamel grafitlerinin küreleştirilmesiyle elde edilir. Bu işlem için sıvı metale belli oranlarda ve yöntemlerle Mg ve Ce ilave edilir. Geliştirilen bazı Mg esaslı alaşımlar da ihtiyacı karşılamaktadır. Ancak küreleştirmenin başarılı olması için , ham malzemenin kükürt miktarı %0,02 civarına düşürülmesi gerekir. Küresel grafitli dökme demirler , bu önemli özellikleri nedeniyle otomotiv sanayinde en çok kullanılan dökme demir çeşididir.
KÜresel grafİtlİ dÖkme demİrlerİN OTOMOTİV SANAYİNDEKİ YERİ
1948 yılında dünyada kullanımı başlanan küresel grafitli dökme demirler , bundan yaklaşık 20 yıl sonra ülkemizde üretilmiştir. 1970’den itibaren üretimi artan küresel grafitli dökme demirler , mühendislik açısından çeliğin birçok avantajını ve dökme demirlerin ekonomik talaşlı işlenebilme özelliğini biraraya getirmektedir. Bu üstün özellikleri sayesinde , kır dökme demir , temper dökme demir ve çelik döküm yerine kullanılır. Yüksek mukavemet ve iyi aşınma direnci istenilen birçok yerde geniş kullanım alanına sahiptir.
Örneğin otomobil krank milleri , küresel grafitli dökme demirden üretildiğinde daha iyi sonuç vermektedir. Burada küresel grafitli dökme demir ile üretilmesinin sebebi üstün işlenebilirlik özelliği ve elastisite modülünün yüksek olmasıdır. Ayrıca çeliğe göre kıyaslandığında daha yüksek aşınma direnci görülmüştür. Kama gibi makine elemanlarının esnek ve iyi işlenebilir olması gerektiğinden , küresel grafitli dökme demirden yapılmaktadır.
Küresel grafitli dökme demirlerin korozyon direnci , farklı korozif ortamlarda kır dökme demirin özelliklerine benzerdir. Yüksek sıcaklıklarda ise oksidasyon direnci bakımından , kır dökme demire göre üstünlük sağlar. Küresel grafitli dökme demirler , termal şok direnci gerektiren santrifüj pompa gövdelerinde ve valflerde de kullanılır. Çünkü 870°C ye kadar çatlamadan çalışabilirler.
Küresel grafitli dökme demirlerin kullanım alanını genişleten bir başka sebep ise , çeliğe uygulanan ısıl işlemlere benzer işlemlerle istenilen mekanik özelliklere sahip olabilmesidir. Ayrıca titreşim sönümleme açısından bakılırsa küresel grafitli dökme demirler , çelik döküme göre 2,5 kat daha iyidir. Lamel grafitli dökme demir ise küresel grafitli dökme demirlere göre 1,5 kat daha iyidir.
Çekme mukavemeti
Küresel grafitli dökme demirlerde çekme mukavemeti , bünyeye ve uygulanan ısıl işleme göre farklılık gösterir. Genel olarak bu dökme demirlerin çekme mukavemeti 40-80 kgf/mm² arasıdır. Küresel grafitli dökme demirlerin çekme mukavemeti ve akma noktası gibi özellikleri çeliklere yakın olup , diğer dökme demirlerden daha iyidir. Ferritik bünyeli küresel grafitli dökme demirlerde akma sınırı düşük , uzama oranı yüksektir ; zira bünye sünek yapılıdır.
Küresel grafitli dökme demirlerde çekme mukavemeti ve uzama , cidar kalınlığına da bağlıdır. Cidar kalınlığı arttıkça uzama oranı ve çekme mukavemeti düşer. Bu azalma miktarı ısıl işemle de değişmektedir. Yumuşak tavlanmış küresel grafitli dökme demirlerde , cidar kalınlığına bağlı olarak uzama miktarı , ısıl işlem görmemiş döküme göre daha çok azalma göstermektedir. Çekme mukavemetindeki azalma ise döküm halinde daha fazladır.
Darbe ve şok mukavemeti
Küresel grafitli dökme demirler ani sıcaklık değişimlerine iyi mukavemet gösterse de çatlamalar olabilir. Bu çatlamalar küresel grafitler tarafından malzeme içine ulaşmadan önlenir. Bu açıdan ısıl değişimlere maruz kalan yerlerde başarılıdırlar. Küresel grafitli dökme demirlerde sıcaklık arttıkça darbe dayanımı da artar. Ancak bileşimdeki C ve Si oranı arttıkça , aynı sıcaklıklarda darbe enerjileri azalma gösterir.
bence yanma için gerekli olan yakıt,O2 gibi uygun şartlar sağlanırsa yanar.ancak ısının ne amaçla kullanıldığına baglı,elbette orjinal bir kazan kadar etkili ve verimli olmacaktır.sonuçta kapalı ve bacası olan her tip yakıtın yakılamadığı basit bir kazan olabilir.suyun ısınacağı borular ne alemde onu bilmiyoruz.
öncelikle herkese iyi çalışmalar dilerim...sayın ezrak sizin konum nedir acaba?mühendismi,işverenmi,çalışanmı,müşterimi yoksa kombi bayisimi?artık bu site paylaşım sitesinden çok yardım alma sitesi haline geldi..yani siz iki kombiyi kıyas yapamıyorsanız yada hesabını yapamıyorsanız nasıl bayii oluyorsunuz,yada nasıl iş yapıyorsunuz..elin adamı demezmi seni okutan hocanın bilmem neresini nedeyim diye.....yazık arkadaşlar ya..her soru sorulmaz..sende mühendissin bende mühendisim,sana yardım edecek olan arkadaşta mühendis.kimse anasının karnıdan mühendis olarak doğmuyor.
ya bakıyorum bir çok kere radyatör hesabı yapılmış,kombi hesabı yapılmış,debi hesabı yapılmış,ölü hacim hesabı yapılmış ve sorulmuş,konusu açılmış hatta hesap programı eklenmiş ama insanlar hala hazır bir cevap istiyorlar.bu nasıl olur,şu nasıl olur..ayıp yani siteye helede mühendisi hiç yakışmıyor bu tip yardım istemeler.
bu benim isyanımdır.
iyi çalışmalar herkese...
bence netten bak.mutlka üretici firma adresinden bulabilrsin..
şunda sölim üretici firma bunu vermek zorunda..tse belgesi vermesindeki sakınca ne?
bide yerinde olsam üretici firmayı sen ara ve derdini anlat,vermesi gerekiyor..
iyi çalışmlar..
şu günlerde herkesin en fazla ihtiyaç duydugu güzel bir paylaşımm..
emegine saglık
iyi çalışmalar.
MERHABA..ÖNCELİKLE HAYIRLI OLSUN DİYEM..
HOCAM AGDAŞ YETKİLİ FİRMA OLMASI ÖNEMLİ..EGER YETKİSİZ BİR FİRAMAYA TESİSAT YAPTIRIRSANIZ İLERDE HATTA İŞİN BAŞINDA DAHİ SIKINTI YAŞAYABİLİRSİNİZ..DİGER BİR KONU İSE MALİYET SANIRIM..
ŞİMDİ BURADA SİZİN DAİRENİN DURUMU NEDİR ONU BİLMİYROUM.YANİ RADYATÖR MEVCUTMU..RADYATÖR TESİSATI MEVCUTMU..YADA SADECE DAİRE KAPI ÖNÜNDEN DAİRE İÇİNE ÇELİK BORULAR İLE D.GAZ BORU TESİSATIMI ÇEKİLECEK..BU KONUYU BİRAZ DETAYLI YAZARSANIZ SANIRIM DAHA İYİ YARDIM ALIRISNIZ..BURDA BENİM TAHMİNİM SADECE ÇELİK DOGALGAZ BORU HATTI YAPTIRACAKSINIZ.(OCAK VE KOMBİ HATTI)BUNUN İÇİNDE MALİYET:
1-KULLANILACAK 1'' VE 3/4' SİYAH ÇELİK DOGALGAZ BORUSU VE ARMATÜRLERİ
TOPLAMDA 20 MT BORU GİTSE:100 YTL
TOPLAM ARMATÜR TUTARI:3 VANA VE 2 FLEX:80YTL
2-BU BORUNUN İŞÇİLİGİ.100 YTL
3-KOMBİ BAGLANTI ÜCRETİ.80YTL(YAKLAŞIK OUP TESİSATIN UZAKLIGINA GÖRE DEGİŞİR)
4-GAZ AÇIM VE MÜHENDİSLİK GİDERİ 250YTL(BÖLGESEL FARKLILIKLAR GÖSTEREBİLİR)
TOPLAM:630 YAPIYOR.
BURDA GAZ ALARM CİHAZI,SELENOİD VANA, MENFEZ CAM KESİMİ FALAN HARİÇ.
YANİ YAKLAŞIK 1000YTL GİBİ BİR MALİYET NORMAL OLSA GEREK..BURDA KULLANILAN MALZEMEDE STANDARTLARA HAİZ OLMALIDIR.EGER FİRMALAR ARASI KIYASA YAPACAKSANIZ ELMA İLE ELMANIN KIYASINI YAPIN DERİM..
UZUN ZAMAN OLDU BU SEKTÖRDEN UZAGIMM
UMARIM YARDIMCI OLMUŞUMDUR.
İYİ ÇALIŞMLAAR